sesli lider seslilider

seslilider sesli-lider

Latte teşrif etmişken masaya bir kadın dergisi açıp ne moda, ne demode, nasıl sex yapmalı, bir erkeği nasıl yoldan çıkarmalı gibi uzmanlık alanıma girmeyen konulara bakmanın tam zamanıydı. Yoksa erkek dergilerine mi bakmalıyım diye kikirderken yine annemin o sözleri aklıma takılmıştı; “Uslu kız ol!”
 
 

 

Arkamda duran dergiliğe uzanırken yan masamda emanet gibi oturan kızıl saçlı kadının elindeki pembe kaplı kitaba takıldı gözlerim. Miyop olan gözlerim kitabın adını ne kadar da net okuyordu ‘Erkekler kötü kızları sever!’ Kitabın adını okur okumaz içimdeki “Evet biliyordum yeah!” dedi. Hooooop, ne oluyor demek istedim ama açamadım ağzımı, kilit vurulmuştu dudaklarıma sanki. Ve işte o zaman içimde çocukluktan beri benle büyüyegelen kadının varlığını yalanlayamadım kendime.
 
 

 

Sordu içimdeki uyuyan dev; “Kaç erkek arkadaşın oldu şu 29 yıl içerisinde? En uzun süren ilişkin hangisiydi? Haz aldığın anlar olmuş muydu? Sana dokunduklarında ya da sen onlara dokunduğunda en derinlere inebilmiş miydi dürtülerin? Anne gibi şefkatle mi, kadın gibi şehvetle mi sevdin onları? Kaçı sana karşı koyamadı ya da kaçı sana kıçını devirdi yattı?” Sus lütfen diye attığım çığlığım pembe kitaplı kadının bana yönelmesine neden olmuştu. Hafif bir baş selamlamasından sonra yağan yağmura bakıp düşünmeye başladım.
 
 

 

Annemin ağzından da işitmiştim bir keresinde bu kitapla aynı düşünceleri. Demişti ki; “Erkek kısmı kötü kadınlarla gezer, iyi kadınlarla evlenir.”
 
 

 

İyi-kötü ayrımını neye, kime göre yapmışlardı? Kendi pencerelerinden mi bakıyorlardı bu olgulara? Kötü kadın denilen varlık sadece hayat kadınları gibi kadınlardan oluşmuyordu şüphesiz. Kendi isteklerini toplum kurallarından üstün gören, hayatın kendisine ait olduğununun bilincinde olan ve bu yüzden planlı yaşamaktansa gündelik yaşamayı seven, erkeklere gereği kadar değer veren ve buna rağmen canı sıkıldığında evelemeden gevelemeden “Ben gidiyorum!” diyen, ardından anında başkası ile beraber olabilen kadın kötü kadın mıydı? Yoksa kendini bilen ve cesur kadın mıydı? Peki ya iyi kadın kimdi? Annem miydi? Ya da onun annesi? Ya da gelecekte dayatmalarla iyi kimlikli hale getirmeye çalıştıkları ben mi? Annem ve annem gibi iyi kadınlar bir ayrıntıyı es geçiyorlardı. Erkekler sokakta, eş dost gezmelerinde, kendi nikah törenlerinde iyi kadınları yanlarında tutmayı seviyorlardı; ama sorun bakalım onlara en güzel sevişmeleri hala utana sıkıla vücudunu veren kadın mı yaşatmıştır yoksa her zaman rahat olan kadın mı? Erkekler sadece üremek istediklerinde ‘iyi’ kadın derdindeler ve düşünün kaçı artık üreme derdinde?! Bu söylediklerimden sonra sakın kendinize kötü kadın olacağım yeminleri etmeyin ama şunu da bilin; erkekler iyi kadınlarla evlenir ve o iyi kadınları yine kötü kadınlarla aldatır. Yani her halikarda kazanan dişi versiyonu; kötüdür! Mazide kaldı iyiler her daim kazanır zırvalıkları. Devir kötülerin devri! sesli-lider-seslilider

Post hau sesli chat atalean publikatu zen. Gogokoetara gehitzeko lotura iraunkorra.

Utzi erantzun bat

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Aldatu )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Aldatu )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Aldatu )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Aldatu )

Connecting to %s